Teminat Sistemi oto taşıyıcılarının yükünü ağırlaştırdı!

Teminat Sistemi oto taşıyıcılarının yükünü ağırlaştırdı!
(Uta Lojistik) Okunma Sayısı : 653

Ortak Transit Rejimine İlişkin Teminat Sistemi’nde yapılan değişiklikle sektörün, beher oto taşıyıcı tır için minimum 25-30 euro, maksimum 400-500 eurolara varan maliyet artışı ile karşı karşıya kaldığına dikkat çeken ARLOD Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ağaçlı, ‘sürdürülebilir olmayan bu sistemin’ tekrar sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için gerekli adımların atılması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye otomotiv sanayi büyüdükçe araç lojistiği sektörü de büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. 2013 yılı Ocak-Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre toplam otomotiv pazarının ,5 artarak 323 bin 187 adede, ithalatın %27,6 artarak 222 bin 245 adede, ihracatın ise %7 artarak 350 bin 722 adete ulaştığını belirten Araç Lojistikçileri Derneği (ARLOD) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ağaçlı, bu artışın araç lojistiği sektörünün de beklentilerin üzerinde büyümesine yol açtığını söylüyor. Bu büyümeye karşın Ortak Transit Rejimine İlişkin Teminat Sistemi’nde yapılan değişikliğin sektörü olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Ağaçlı, “Daha önce neredeyse sıfıra yakın teminat maliyeti ile çalışılırken, şimdilerde beher oto taşıyıcı tır için minimum 25-30 euro, maksimum 400-500 eurolara varan maliyet artışı ile taşımalar yapılmaktadır. Maliyet hesaplamaları taşıma öncesi yapılamaz hale geldi, araçların fatura değerleri ile gümrüklerde belirlenen değerler arasında büyük artışlar oluştu. Bir de bu olumsuzluklara teminat veren kuruluşların, teminat yetersizlikleri eklenince, bazı zamanlarda tırlar günlerce gümrüklerden çıkamadı. İlgililerden sürdürülebilir olmayan bu sistemin tekrar sağlıklı yapıya kavuşturulmasını bekliyoruz” diyor.

OTOMOTİV LOJİSTİĞİ DE BÜYÜTÜYOR

Türkiye’de araç lojistiği sektöründen söz ederek, 2013 yılına ilişkin beklentilerinizi aktarır mısınız? Bugün araç lojistiği sektöründe, derneğimize üye toplam 12 firma faaliyet göstermektedir. Bununla birlikte son üç yılda sektörümüze katılan küçüklü, büyüklü, kullanılmış araçlarla faaliyet gösteren birçok firma oldu. Ancak bu konuda bir sayı vermek şimdilik mümkün değil. 2012 yılında Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı 777 bin 761 adet olarak gerçekleşti. Bu rakam bir anlamda sektörümüzün ulaştığı taşıma hacmini de göstermektedir. Otomobil ve hafif ticari araç pazarında, 2013 yılı Ocak ayında %20,23, Şubat ayında ,90, Mart ayında %6, Nisan ayında ,88, Mayıs ayında ,97, Haziran ayında %4,26 artış gözlendi ve yılın ilk altı ayında ,07 seviyesinde bir büyüme gerçekleşti. Otomobil pazarında ,48 artış yaşanırken, hafif ticari araç pazarında ise %6,77 daralma görüldü. Tüm bu göstergeler doğrultusunda, bu yıl faiz oranlarının düşmesiyle birlikte tüketici kredi kullanımlarının artacağı ve bunun otomotiv pazarına olumlu yansıyacağı düşünüyor ve 2013 yılı otomotiv sektörü toplam pazarının 750-775 bin adetler aralığında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Türkiye otomotiv sanayinin 2023 yılı hedefleri lojistik sektörüne nasıl yansıyacak? Bu anlamda hem lojistik hem de altyapı alanında atılması gereken adımlar neler? Türkiye otomotiv sanayinin 2023 yılı için belirlediği 4 milyon adet araç üretimi ve 75 milyar dolarlık ihracat hedefi orta vadede araç lojistiği sektörünün de aynı oranda büyüyeceği anlamına gelmektedir. Ayrıca sanayinin kanaat önderlerinin çoğu önümüzdeki 5 yılda Türkiye otomotiv pazarında %20’nin üzerinde bir büyüme öngörüyor. Türkiye’deki pazarın büyümesi, daha yukarı seviyeye çekilmesi ve beklenen seviyeye ulaşması için öncelikle vergi yüklerinin hafifletilmesi gerekiyor. Ayrıca yeni park alanlarına ve teşviklere ihtiyaç var. Bu hedeflere ulaşmada, uluslararası piyasalarda ülkemiz için en ekonomik taşıma biçiminin kombine taşımacılık olduğu gerçeğinden hareketle genel bir ulaştırma stratejisi içerisinde tüm ulaştırma modlarının birbiriyle uyumlu hale getirilmesi çok önemli. Limanlarımızda yaşanan eksiklikler, lojistik sektörünün gelişme hızının önünü kesmektedir. Limanlarda geçişlerin sorunsuz olması için gerekli düzenlemelerin yapılması şarttır. Limanların, modernleştirilmesi, kapasitelerinin artırılması ve transit taşımacılık faaliyetlerinde trafiğin geçiş koridoru olma özelliğine kavuşturulması önem arz etmektedir. Araç lojistiği yapan firmalar, yaptığı işin tabiatı gereği her türlü şarta karşı duyarlı. Öngörüleri olan, potansiyeli yüksek, deneyimli kadrosu ile genç ve dinamik bir sektör. Dolayısıyla Türkiye’nin 2023 vizyonunda araç lojistiği sektörü de aktif rol alacaktır. Ayrıca 2023 Türkiye’si için konulan hedeflere paralel olarak, sektörümüzün kendini yenileme ve geliştirme potansiyeline sahip olduğunu belirtmek isterim.

TIRLARDA "YÜKSEKLİK" KRİZİ

Türkiye’de otomotiv lojistiği sektörünün yaşadığı en temel sorunlar neler? Dorse ve konteynerlerin toplam yüksekliğinin 4 metreye çekilmesi sektörü nasıl etkileyecek? Otomotiv lojistiği sektöründe operasyonları etkileyen en önemli unsurların başında yeterli sayıda kalifiye şoför bulunamaması geliyor. Şoför eksikliği tüm lojistik sektörünün en önemli sorunu olmaya başlamış, çözüm arayışlarında maalesef önemli bir mesafe alınamamıştır. Şoförlerin mesleki eğitimsizliği ve iş deneyimi eksikliği operasyonlarda olumsuzluklar yaratmaktadır. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2014 yılı Temmuz ayına kadar süre tanınan “Treyler ölçülerindeki sınırlama” da sektörümüz açısından önemli bir sorun haline geldi. Bu konuda araç taşıyıcı tırlara ayrıcalık ve tolerans tanınmasına izin verilmediğinden, binlerle ifade edilen tır ya hurdaya ayrılacak veya büyük maliyetlerle revizyona tabi tutulacaktır. Revize edilen tırların da aynı verimi sağlaması ise mümkün olmayacaktır. Bir diğer konu ise her fırsatta belirttiğimiz gabari sorunumuzun geçici olarak değil, kalıcı olarak çözüme kavuşmasıdır. Dolu araç taşıyıcı römork yüksekliği, ilgili kanun ve yönetmeliklerde yer alan mevcut yükseklik oranının ’ un üzerinde olması uygun olacaktır.

VERGİLENDİRME MOTOR GÜCÜ YERİNE YAŞA GÖRE YAPILMALI

ARLOD Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ağaçlı, otomotiv endüstrisine yönelik iki önemli öneri de bulunuyor: “Türkiye'de trafiğe kayıtlı motorlu araçların yüzde 50'si 12, yüzde 34'ü ise 16 yaşın üzerinde. Bu verilerden hareketle, geçmişte uygulanan hurda teşvikine benzer bir uygulamanın gündeme gelmesi faydalı olacaktır. Ayrıca bilindiği üzere, Türkiye'de motorlu taşıtların vergilemesinde, araçların ‘silindir hacmi’ ve ‘yaş’ esas alınıyor. Silindir hacmi arttıkça araçların vergi miktarı artıyor, yaş arttıkça da vergi miktarı azalıyor. Motor gücü yüksek olan araçların daha fazla vergi ödemesi çevresel bir unsur olarak ön plana çıkarılsa da, sisteme daha fazla çevre kirliliğine neden olan yaşlı araçların daha düşük miktarda vergilendirilmesi yerine karbon emisyonuna dayalı bir vergileme sistemini, başka bir deyişle araç yaşlandıkça verginin artması hem çevre kirliliğinin azalmasına hem de sektöre canlılık getirmesine yardımcı olacaktır. Bu anlamda, piyasaya yönelik yapılacak her türlü olumlu çalışmaya, sektörde yer alan tüm aktörlerin destek vermesi, ekonomimizin lokomotifi konumunda olan otomotiv ve lojistik sektörü sayesinde mevcut ekonomik sorunların üstesinden gelineceği unutulmamalıdır.”