2011 nasıl geçti 2012 nasıl geçecek?

2011 nasıl geçti 2012 nasıl geçecek?
(Transport Dergisi) Okunma Sayısı : 1578

2011 birçok sektör açısından iyi geçen bir yıl olarak geride kaldı. Özellikle global ekonomik krizin etkisinin giderek azalması nedeniyle firmalar yatırımlara yöneldi. Ancak Euro Bölgesi'ndeki Yunanistan, İspanya, İtalya gibi ülkelerde baş gösteren ekonomik kriz birçok ülke gibi Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.

Çünkü Türkiye'nin toplam dış ticaretinden Euro Bölgesi ülkeleri önemli bir yere sahip. Avrupa Birliği (AB) bu konuda gerekli önlemi almazsa ya da alamazsa Euro Bölgesi'ndeki gelişmeler 2012 yılına damgasını vuracak gibi görünüyor. Özellikle AB ülkelerine taşımacılık yapan nakliyeciler bu durumdan çok fazla etkilenecek. Şüphesiz Euro Bölgesi'ndeki gelişmeler Türk taşımacılarını alternatif pazarlar bulmaya yönlendirecek. Global bazda ulaştırma sektörünü 2012'de bekleyen durum şimdilik Euro Bölgesi'ndeki gelişmelere endeksli olacak gibi görünüyor.

BİNALİ YILDIRIM: 2012'DE 30 MİLYAR LİRA YATIRIM YAPILACAK

Peki 2012 Türkiye için nasıl geçecek? Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, ulaştırma alanında yaptıkları çalışmalar sonucunda ulaştırma sektörünün, hem istihdamdaki hem de milli gelir içindeki payının arttığını söyledi. Ulaştırmanın milli gelir içindeki payının 2003 yılında yüzde 13.3 iken bugün yüzde 15.2'ye yükseldiğine dikkat çeken Bakan Yıldırım, "Türkiye'ye eskiden doğu ile batı arasında köprü denirdi. Biz onu kavşağa dönüştürdük" dedi.

Binali Yıldırım, 9 yılda ulaştırma ve iletişim alanında 112 milyar liralık yatırım yapıldığını vurguladı. Türkiye'nin 6.5 milyarlık dolarlık bir projeyi tek başına gerçekleştirebilen bir kapasiteye ulaştığını ifade eden Yıldırım, İstanbul-İzmir Otoyol Projesi'nin Türkiye'nin 1950'deki gayri safi milli hasılasından ve dünyadaki 52 ülkenin milli gelirinden daha büyük bir proje olduğunu bildirdi. Yatırımları yaparken kamu-özel sektör ortaklığı şeklinde bir model geliştirdiklerini dile getiren Yıldırım, ulaşımda, karayolu ve denizcilikte başarıyla bu modeli uyguladıklarını ifade etti. Yıldırım, yatırımların yüzde 13'ünü bu modelle gerçekleştirdiklerini bildirdi. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın, 2003 yılında kamu yatırımlarının yüzde 17'sini yaparken, şu anda söz konusu yatırımların yüzde 46'sını gerçekleştiren bir bakanlık haline geldiğini belirten Yıldırım, 2012 yılında 30 milyar lira civarında bir yatırımı gerçekleştireceklerini belirtti.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN 2011 ve 2012 GÖRÜŞLERİ

Peki Türkiye'de ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri 2012'ye nasıl bakıyor? 2011 onların temsil ettiği sektörler açısından nasıl geçti? Transport Dergisi olarak sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine bu soruları sorduk. İşte onların görüşleri

"Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı Ruhi Engin Özmen: "Risklere karşı ek destek ve teşvik sektörün önünü açar!"

"Türkiye ekonomisi 2011 yılında dünyanın en hızlı büyüyen 2'nci ekonomisi olurken, ekonomide yaşanan bu hareketlilik uluslararası karayolu eşya taşımacılığı sektörüne de yansıdı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'ndan alınan verilere göre 2011 yılında 100'ün üzerinde firma taşımacılık faaliyetleri gerçekleştirmek için yetki belgesi alırken bu rakamların sektöre yansıması yüzde 9'luk bir artış olarak gerçekleşti. Bu yeni firmaların sahip olduğu 2 bine yakın çekici ise yüzde 3'lük bir artış sağladı. Bu artışlar, sektörde yatırımların hız kazandığına ve olumlu beklentilerin varlığına işaret ediyor. Uluslararası taşıma rakamlarına baktığımızda 20 sınır kapısından gerçekleştirilen karayolu ve Ro-Ro taşımalarında 2011 sonu itibariyle yüzde 10'luk bir artış olacağı hesaplanırken ihracat ayağında 1.5 milyona ulaşması beklenen taşımaların, ithalatta 470 bine ulaşacağı hesaplanıyor. Ülkemiz üzerinden gerçekleştirilen transit taşımalarda geçtiğimiz yıla oranla yüzde 8'lik bir artış gerçekleşirken, 71 bin sefer transit taşıma gerçekleşti. Bu taşımaların yüzde 50'si yabancı ülke araçları tarafından gerçekleştirilmiş ve bu durum Türkiye'nin uluslararası bir transit güzergâh olarak tercih edilirliğinin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.

2012'DE RİSKLER ÖNE ÇIKIYOR

2012 yılına baktığımızda ekonomik sıkıntılar ve krizlerle boğuşan Avrupa bölgesine alternatif olarak ön plana çıkan Ortadoğu'da yaşanan siyasi karışıklıkların yanı sıra sektörün artan maliyetleri, Rusya başta olmak üzere taşımalarımızın yoğun olduğu bazı ülkelerin rekabet kaygılarıyla nakliyecilerimize uyguladıkları kısıtlamaları artırmaları ve güzergâh alternatifleri sunmaması gibi sorunlar 2012 yılı için sektörün seyrini etkileyebilecek riskler olarak ön plana çıkıyor. Bu risklerin etkilerinin azaltılması için ülke ekonomisi açısından stratejik önem arz eden lojistik sektörüne sağlanacak ek destek, kolaylık ve teşvikler sektörün önünü açacak ve sektörün güçlendirilmesine katkı sağlayacak. 2011 yılı rakamsal verilerine baktığımızda sektörde yatırımların hız kazandığına işaret etmekle birlikte olumlu beklentilerin varlığı görülmektedir. Aynı yükseliş trendinin sürmesi halinde uluslararası eşya taşımacılığı filomuzda yüzde 3, firma sayımızda yabancı oyuncularında Türkiye pazarına yoğun giriş yapmaları sebebiyle yaklaşık yüzde 8 ve uluslararası taşıma performansında da yüzde 10 civarında artış olması bekleniyor.

KAMU-ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ HAYATA GEÇİRİLMELİ

Dış ticaretimizde yüzde 40'lardan fazla paya sahip olan AB'deki ekonomik sıkıntılar, Ortadoğu'daki siyasi karışıklıklar ve bunun Rusya'ya ve diğer bölgelere sıçraması ihtimali, İran ile ABD gerilimi uluslararası ticarete ve sağlıklı uluslararası ticari etkileşimlere bağlı olan sektörümüzü olumsuz etkileme riski sunuyor. Ancak, aynı zamanda ülkemizin komşu ülkelere/rakiplere kıyasla güvenilir bir siyasi/ekonomik iklim sunması, transit taşımalar için tercih edilir bir güzergâh olarak önemimizin artıyor olması, hızlı büyüme oranı, lojistik altyapılarına yönelik yoğun kamu yatırımları gibi avantajlar da sektörümüzün gelişimine avantaj olarak yansıyor. Bu avantajlarımızı etkin kamu-özel sektör işbirlikleriyle hayata geçirmemiz halinde lojistik sektörünün gücünden tüm Türkiye ekonomisi fayda sağlayacak ve siyasi konjonktürün olası etkileri minimuma indirgenecek."

Lojistik Derneği (LODER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tanyaş: "2012'de Lojistik Master Planı'nın sektörel uzlaşım içinde hazırlanmasını bekliyorum"

"Ülkemizde lojistik sektörü 3PL (üçüncü taraf lojistik) şirketlerin 2000 yılından itibaren oluşumu ile büyüme hızını artırdı. Daha önce taşımacılık ağırlıklı yapılan dış kaynak kullanımı söz konusu yıldan itibaren lojistik bazlı yapılmaya başlandı. Bilindiği üzere lojistik, taşımacılığın yanı sıra depolama, gümrükleme, sigortalama ve diğer faaliyetlerin eşgüdümlü yapılmasını gerektiriyor. Son birkaç yılda sektörde hizmet çeşitliliği ve kalitesi artmış, karma taşımacılık (multimodal, intermodal ve kombine) kapsamında çözümler önem kazanmış, çağdaş depo yatırımları gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan lojistik sektörünün büyümesi tümüyle sanayi ve ticaret sektörlerinin büyümesine bağlı. Lojistik sektörü Türkiye'nin büyüme hızından daha fazla oranda büyüyor. Bunun başlıca nedeni dış kaynak kullanımın artması. Dünyada da lojistik sektörü gelişmekte, ancak bizdeki gelişme hızı daha fazla.

2011'DE CİROLAR ARTTI AMA KARLILIK AZALDI

2011 yılında lojistik sektöründe cirolar artmasına rağmen karlılık azaldı. Bu sektörün en önemli sorununu oluşturuyor. Bunun ana nedenlerinden biri lojistik altyapısındaki yetersizlik. Maalesef liman, demiryolu ve denizyolu altyapısı etkin ve eşgüdümlü bir şekilde kullanılamamakta, lojistik köyler konusundaki karmaşa devam ediyor. Diğer taraftan şirketler yeterli ölçüde kurumsallaşamamakta, gümrüklerde beklemeler oluşmakta, eğitime önem verilmemekte, fiyat odaklı bir rekabet politikası izleniyor. Kayıt dışı ekonomi ve haksız rekabet sektörün önünü tıkamaya devam ediyor. Denetimler artmasına rağmen istenen düzeyde etkinlik sağlanamıyor. 2011 yılı için olumlu gelişmelerden biri ise stratejik master plan oluşturma çalışmalarının önem kazanması. Bazı sektörler 2023 yılını baz alan stratejik master planlarını açıkladı. Lojistik açısından ise Türkiye Lojistik Master Planı için Strateji Belgesi hazırlandı.

2012'YE TEMKİNLİ GİRİLECEK

Ekonomik kriz beklentisi lojistik sektörünün 2012 yılına temkinli girmesine, dolayısıyla yatırım ve istihdam artışlarına yönelmemelerine neden olacak. 2012 yılına gerek kamu ve gerekse özel sektör açısından fazla zarar görmeden yılı nasıl geçiririz düşüncesi hakim olacak. Maliyetleri azaltma, giderleri kısma ve verimliği artırma çalışmaları daha da hızlanacak. Yeni yurtdışı pazarlara yönelik yeni güzergahlar oluşturulmaya çalışılacak, özellikle geliri yüksek doğu tarafı ülkeler bazında çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu noktada kamu kesimine büyük rol düşüyor. Doğu ülkelerinde ticari gelişme neredeyse tümüyle siyasi gelişmelere bağlı. 2012 yılında kamu kesiminin düzenlemelere ve denetimlere daha fazla ağırlık vererek haksız rekabeti azaltma çalışmalarına ağırlık vereceğini öngörmekteyim. En büyük beklentim ise 2012 yılı içinde stratejileri oluşturulan Türkiye Lojistik Master Planı'nın sektörel uzlaşım içinde hazırlanması.

YENİ LOJİSTİK ÇÖZÜMLER

2012 yılı itibarıyla Avrupa'daki krizin Türkiye'yi etkileyeceği, bu durumun da Avrupa'ya yönelik ciroların düşeceği öngörüsü yapılabilir. Bu nedenle yeni ihracat pazarlarının bulunması gerekiyor. Yeni pazarlara girebilmek yeni lojistik çözümler bulunmasını gerektirecek. Popülist yaklaşımlar yerine objektif yaklaşımlar ile bu çözümler uzun vadeli bir şekilde gerçekleştirilebilir."

Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği (TÖSHİD) Genel Sekreteri Musa Alioğlu: "Bardağın yarısı dolu demekten yanayız, yolcu sayısında patlama yaşanabilir"

"Sivil havacılık sektörünün dünya ile entegre bir sektör olduğunu biliyoruz. Yani dış dünya ile ilintili, dış dünyadan etkilenen sektörlerin başında havacılık geliyor. Hal böyle olunca dünyadaki her olumsuzluk ilk olarak bizim sektörümüzü etkiliyor diyebiliriz. Son aylarda yaşanan ülkesel krizler, petrol fiyatlarındaki artış ve parite farkları sektörümüzü zorladı. Her ne kadar taşınan yolcu sayısında bir artış görünse de ortada büyük bir kar yok. Hatta diyebilirim ki, özellikle iç hatlarda kayda değer kar bile yok. Ülke ekonomisinin nelerden ne kadar etkilendiği bariz bir şekilde ortada. Karamsar bir tablo çizmekte istemiyoruz ama ortada bir realite var ki karlar azaldı, maliyetler arttı. 2011 yılında yolcu sayılarının ve uçak seferlerinin artmasına bakarak üye şirketlerimiz, özellikle yolcu taşıyan havayolu şirketlerimiz zararları kısarak, az da olsa kar edebilmek için büyük bir özveriyle çalıştı diyebiliriz. Bir yandan kayıpları önlemeye çalışmak, bir yandan da bir şeyler yapabilmek için yapılan bu gayretin adına bisikletin pedalını çevirmek diyebiliriz. Özel sektör olarak uçak sayısında artış oldu. Elbette, 2011'e girerken elimizdeki rakamlarla yılı bitirirken ulaştığımız rakamlar arasında fark var. 2011 yılı çok parlak bir yıl olarak geçmedi diyebiliriz. Saydığım nedenlerden ötürü geçmişte yaşanan yüzde 20'lik büyümeleri gerçekleştiremedik.

PETROLDE UYGULANAN FİYAT POLİTİKASI REVİZE EDİLEBİLİR

Şurası kesin bir gerçek ki ne müneccimiz ne de kehanet sahibi birisi. Uzman olmadığımız ekonomik konularda öyle büyük laflar edip kimsenin içini karartmak gibi bir niyetimiz de yok. Zaten, işimiz de bu değil. Krizlerin gerçekleşmesinde psikolojik etkilenme faktörlerini de göz önüne alarak bardağın yarısı dolu demekten yanayız. Gönlümüz 2012 yılının iyi, güzel ve kazançlı geçmesinden yana. Gönlümüz böyle istiyor diye böyle olur mu onu zaman gösterir. Avrupa'da ekonomik çöküntüyü gözlüyoruz. Bunun bir dalga halinde yayılmasından korkarız elbette. Her şeyin çok güzel olmayacağından hareketle yola çıkmakta fayda var. Ekonomistlere bakarsak, ülkemizi de zorlu bir yıl bekliyor. 2012 yılı çok da parlak geçmeyecek diyorlar. Biz, havacılık sektörünün oyuncuları olarak, en iyiyi en doğruyu yapmaya gayret edeceğiz. Gelecek olan fırtınadan en az zararla kurtulmanın mücadelesini vermekten başka çaremiz yok. Bu arada belki devletin birtakım konularda yardım ve desteğini isteyebiliriz. Örneğin, petrolde uygulanan fiyat politikasında bir revize yapılabilir.

2012'de iç hatlarda yine yolcu patlaması yaşanabilir. Dış hatlarda yeni destinasyonlarla yolcu sayısı artabilir. Kuzey Afrika'daki siyasi olaylar, ardından Yunanistan ve diğer birkaç Avrupa ülkesindeki krizlerin domino etkisi yaparak ülkemize de sıçrayacağını asla beklemiyoruz. Biz de durum ekonomik sıkıntı olarak kalır, kesinlikle siyasal bir etkiyi tetiklemez kanaatindeyiz. Çünkü siyasi istikrarın sağlam seyrettiği bir yoldayız."

Türkiye Kargo, Kurye ve Lojistik İşletmecileri Derneği Başkanı Aslan Kut: "2012'de e-ticaretin payı ikiye katlanacak"

"Son yıllarda kargo, kurye ve lojistik hizmeti veren şirketler, insan kaynağını geliştirmeye, teknoloji altyapısını güçlendirmeye, imajını yenilemeye, hız ve güven artırıcı yeni hizmetler sunmaya önemli kaynaklar ayırmaya başladı. 2011 yılında da bu açılım rekabetçi bir ortamın katkısı ile hızla gelişti ve tüketiciye kaliteli hizmet olarak yansıdı. Sektörde yer alan firmalarımız her alanda dünya ile rekabet edecek kapasiteye ulaştı. Bunda ülkemizde hızla büyüyen ve gelişen e-ticaretin katkısı da çok büyük. Kargo sektörü, e-ticaretin alt grubu olarak görülen sanal mağazacılık alanında yaptıkları büyük yatırımlar sayesinde, ticari faaliyet gösteren tüm kuruluşların, pazara daha hızlı ve az maliyetle ürünlerini sunma imkânı kazanmasıyla, firmalar uluslararası rekabet için çok önemli fırsatlar yakalamış ve bunun sonucunda kargo sektörü büyük bir gelişme gösterdi.

POSTA TEKELİ KALKMALI

Mevcut serbest rekabet ortamından uluslararası standartlarda rekabet edebilme koşulu gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Türkiye'nin lojistik merkez olma hedefini gerçekleştirmesi için ülkemizde posta tekelinin sıfırlanarak kaldırılması büyük önem arz ediyor. Tüm sektörler serbest rekabete açılmış ve devlet ekonomik faaliyetlerden çoktan elini çekmişken, posta sektöründe halen 'devlet tekeli' anlayışı hakim. Bu durum kargo, kurye ve lojistik firmalarının sorunu olmasından çok, reel sektörün gelişmesinin önünde bir engel. Yasama ve yürütme organları PTT tekelinin kaldırılması ve özelleştirme ile ilgili çalışmaları 2005'te başlattı ama sonuçlandırılamadı. Bu süreç birçok AB ülkesinde yıllar önce tamamlandı. Rusya'da bile 20 yıl önce posta sektöründe tekel kaldırıldı. AB normlarında Posta Kanunu'nun bir an önce çıkarılması zorunluluk. Posta Kanunu'nun çıkarılması sırasında özel sektörle bir mutabakat sağlanmazsa çok önemli bir fırsatı ıskalanmış olacak. Posta İdaresi'nin bir an önce şirketleşerek serbest piyasa ekonomisine uygun rekabet ortamına dahil olması gerekiyor. AB ülkelerinde posta tekelinin kaldırıldığı dikkate alınarak, Türkiye'de öncelikle posta tekeli kaldırılmalı. Kademeli geçişte gramaj sınırı 50 gr. tespit edilerek, 2-3 yıl içerisinde tekel sıfırlanmalı. Değiştirilmesi gündemde olan posta kanunu, özel sektörün talepleri dikkate alınmadan yürürlüğe konulacak olursa, sektörde beklenen serbest rekabet ortamı oluşmayacak ve sektörün gelişim dinamikleri zaafa uğrayacak. Evrensel posta hizmet sağlayıcılığı konusunda düzenlemeler yapılarak altyapısı uygun olan tüm özel şirketlerin bu alanda hizmet verebilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı.

E-TİCARETTE BÜYÜK GELİŞİM

2012 yılında, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de elektronik haberleşmenin sınırlarının kalkmasıyla özellikle e-ticaret alanında büyük bir değişim ve gelişimin yaşanması sonucunda, kargo sektörü danışman firma rolünü de üstelenerek, müşterilerine birçok farklı alanda artı değerler sunmaya devam edecek. Türkiye online nüfus açısından şu an dünyanın en büyük 14'üncü, Avrupa'nın en büyük 7'nci ve Ortadoğu'nun en büyük ülkesi. Sayılarla gelişimine baktığımızda, son 10 yılda e-ticaret hacmi 9 milyon dolardan 10.2 milyar dolara çıkmış ve gelecek 5 yıl içinde bu rakamın 250 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Ancak toplam internet kullanıcısının sadece yüzde 10'unun şu an için online alışveriş yaptığını düşünürsek, pazarın ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Günümüzde toplam perakende satışların yüzde 5'ine sahip olan e-ticaretin bu payının 2012 yılına kadar ikiye katlanacağı öngörülüyor.

TÜRKİYE'NİN GELİŞME POTANSİYELİ VAR

Lojistik sektörü olarak çok iyi organize oluyoruz. Kargo hizmetleri bakımından gelişmiş ülkeler seviyesinde, hatta onlardan daha kaliteli hizmetler sunuyoruz. Sektörümüzün Türkiye'de gelişme potansiyeli var. Teknoloji geliştikçe kalite de artıyor. 2012 yılında Avrupa'yla olan ticari ilişkilerimizden dolayı bu bölgede ekonomik daralmadan etkilenme olabilir fakat ciddi bir etkilenme beklemiyorum. Çünkü Türkiye'nin bağışıklık sisteminin artık oldukça güçlü olduğuna inanıyorum. Önemli olan krize karşı öngörülü olabilmek ve gerekli tedbirleri zamanında alabilmek. Türkiye'nin stratejik coğrafi konumunun olumlu etkisi ile ülke sınırlarından transit olarak geçen yaklaşık 600 milyar dolarlık bir mal sirkülasyonu bulunuyor. Bu ticaret hacminin getirdiği lojistik gelirlerin bir bölümünün kademeli olarak ülke ekonomisine kazandırılması gerekmektedir. Sadece taşınan mal üzerinden ülkemizin navlun geliri baz alındığında taşımacılık alanında ortalama 60 milyar dolar gelir elde etmemiz mümkün olabilecek. Lojistik hizmetlerinin son yıllarda baş döndürücü bir hızla geliştiği ülkemiz, ana ticaret yollarının kesiştiği özel konumu ve bölgesinde giderek artan ticari ve ekonomik etkinliği ile 2012 yılında da hızla ve güvenle "Lojistik Merkez" olma hedefine doğru emin ve hızlı adımlarla ilerlemeye devam edecek."

Demiryolu Taşımacılığı Derneği (DTD) Başkanı İbrahim Öz: "2012'de özel sektörün de işletmeci olarak yer almasının önü açılacak"

"2012 yılından itibaren ulaştırma sektörü ile ilgili çok önemli değişimler ve dönüşümler yaşanacağını, yakın zamanda oluşan gelişmelerden görüyoruz. 1 Kasım 2011 tarihinde yürürlüğe giren 655 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile Türkiye'nin lojistik geleceği ile ilgili önemli bir düzenleme yapıldı. Ulaştırma Bakanlığı'nın kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlendi, bakanlığın adı da belirlenen görev, yetki ve sorumluluklarına uygun olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı olarak değiştirildi. Her zaman ifade edilen "ulaştırma ve haberleşme ile ilgili tüm birimler tek bir yönetim/bakanlık çatısı altında toplanmalıdır" görüşü hayata geçirildi.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'ndan talebimiz, 'önümüzdeki süreçte ulaştırma sektöründeki değişimin hukuki altyapısını oluşturacak yasalar, tüzükler, yönetmelikler, yönergeler, tebliğler ve benzeri tüm mevzuat çalışmaları mutlak surette sektör ile ilgili tüm sivil toplum kuruluşları ile birlikte yapılmalıdır' diyoruz. Ayrıca 2012 Yılı Programı'nda, 'demiryollarında özel sektör tren işletmeciğine geçiş, TCDD'nin yeniden yapılandırılması' kararı yer aldı. Daha önce de zaman zaman dile getirilen demiryolu sektörünün serbestleştirilmesi, 2012 yılı programına resmi olarak girmiş bulunuyor. Bu karara göre demiryolunun serbestleştirilmesi ile ilgili hukuki düzenlemelerin yapılmasına 2012 yılında başlanacak. TCDD'nin 'tekel' olarak yolcu ve yük treni işlettiği demiryollarında, 2012 yılından itibaren özel sektörün de işletmeci olarak yer almasının önü açılacak."

Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) Başkanı Bahadır Özbayır: "2011 için olağanüstü dersek 2012 de gayet iyi bir yıl olacak"

"2011 yılını ağır ticari araç sektörü açısından değerlendirirken ilk yarıyıl ve ikinci yarıyıl olarak iki bölümde ele alabiliriz. İlk yarıda genel ekonomideki büyümeye paralel olarak önemli bir talep yoğunluğu yaşandı. Sektördeki tedarikçi firmalar bu talebi karşılamak için üretim ve ithalat olanaklarını seferber etti ancak bu belirli ürünlerde tam anlamıyla yeterli olmadı. Özellikle çekici ve ağır inşaat kamyonlarında satışlar rekor düzeye ulaştı. Haziran sonu itibariyle 23 bin 500 adedi bulan 6 ton ve üzeri kamyon pazarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 135'lik bir artış gösterdi. Yılın ikinci yarısında ise ekonomideki nispi soğuma eğilimlerine paralel olarak talep artışı bir miktar hız kesti. Kasım sonu itibariyle takriben 38 bin adetlik bir toplam pazarın oluştuğunu öngörebiliriz. Ancak bu rakamdan hareket edecek olursak, geçen yıla göre artış yüzde 60 seviyelerine geriledi. Yıl sonu itibariyle de 42 bin-43 bin adetlik bir toplam pazar beklentisi normal sayılabilir. Eğer 42 bin adedin üzerinde bir pazar gerçekleşirse bu 1997 yılındaki 49 bin adetlik tarihi rekordan sonra en yüksek ikinci pazar yılı olacak. Aynı durum araç satışlarına paralel olarak treyler ve üst yapı sektöründe de yaşandı. TAİD üyesi treyler üreticilerinin geçen yıl kasım sonu itibariyle 4 bin 300 mertebesinde olan satışları 2011 yılının aynı döneminde 10 bin adet sınırına ulaştı. Netice olarak 2011 yılının ağır ticari araç sektörü için çok iyi bir yıl oldu.

POZİTİF DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ

2011 yılında ekonomik büyümenin yüzde 8-9 seviyesinde oluştuğunu ve hükümetin 2012 büyüme hedefinin yüzde 4 olduğunu dikkate alırsak yeni yılda sektördeki büyümenin bir miktar hız kesmesini bekleyebiliriz. Ancak buna rağmen 2011 yılını olağanüstü olarak nitelendirirsek 2012 yılını da gayet iyi bir yıl olacak diyebiliriz. Genelde biz vatandaşlar bu tür nispi küçülme beklentilerini hemen kriz olarak adlandırma eğilimindeyiz, ancak bu noktada çok dikkatli olup yanlış algılamalara meydan vermemeliyiz. Kesinlikle böyle bir beklenti içinde değiliz. Ekonomimiz global bir çok risk faktörlerine rağmen yeni yılda da büyümeye devam edecek. Lokomotif sektörlerden inşaat sektörünün altyapı, madencilik ve konut yatırımları ile canlılığını devam ettireceğini düşünüyoruz. Yurtiçi ve uluslararası nakliyeye hizmet eden çekiciler yine talep görecek. Treyler dahil ağır ticari araç pazarının bir miktar daralsa da gayet iyi bir noktada yılı kapatacağını tahmin ediyoruz.

Pozitif düşünmek durumundayız. Türkiye'nin ekonomik finansal altyapısı birçok AB ülkesinden daha iyi. 2001 krizi ardından başarıyla uygulanan finansal sistemin rehabilitasyonu, pozitif etkilerini son 2008-2009 krizinde gösterdi. Global bazdaki dış gelişmeler tabii ki bir risk oluşturuyor, ancak Türk ekonomisi bunlardan en az etkilenecek ekonomiler arasında yer alıyor. Diğer doymuş pazarlara nazaran son derece canlı ve dinamik bir iç pazarı var. Buna Türk firmalarının yerel ve dünya çapındaki girişimci ruhu da eklendiğinde bardağın dolu yanını görmemek için hiç bir neden yok."

Treyler Sanayicileri Derneği (TREDER) Başkanı Recep Serin: "2012'de treyler ihracatının daha iyi olmasını bekliyoruz"

"2011 yılı, treyler satışlarında önemli artışların yaşandığı verimli bir yıl oldu. TREDER üyelerinin 2010 yılı iç satışlar toplamı 7 bin 621, ihracat toplamı ise bin 540 adetken, 2011 yılı iç satış toplamının 12 bine, dış satışların ise bin 600'e yaklaşacağı düşünülüyor. Bu durum, 2010 yılına göre yüzde 50'ye yakın bir artışı ifade ediyor. Türkiye treyler sektöründe, bizim de üyemiz olan bazı treyler imalatçılarının son yıllarda yaptıkları yatırımlarla, kendi üretim kapasiteleri, 10-15 binli rakamlara ulaştı. Böylelikle, Türk treyler sektörünün toplam yıllık üretim kapasitesinin 30 bini geçtiğini tahmin ediyoruz.

Türk treyler sektörü, bu durumda, bölgenin üretim üssü olarak konumunu daha da güçlendirdi. Türk treyler üreticileri, bölgenin her türlü treyler ihracatını karşılayacak bilgi birikimi ve kapasiteye sahip. Bugün Türkiye'de şasiden komple bitmiş ürüne kadar her tip treyler üretilebiliyor ve başta AB ülkeleri olmak üzere, Rusya'dan Ortadoğu'ya ve Türki Cumhuriyetler'den Afrika'ya kadar 40'a yakın ülkeye treyler ihraç ediliyor.

2012'DE 2011 SATIŞ ADETLERİNE ULAŞILAMAYACAKTIR

Fakat ihracat adetleri, istediğimiz seviyede değil. 2010 ve 2011 yıllarında yapılan ihracat adetleri hemen hemen aynı ve artış göstermedi. Bunun çeşitli sebepleri olduğunu, bazı ülkelere, geçmişte yapılan kalitesiz treyler ihracatları ile o ülkelerde, kaliteli üretim yapan Türk üreticilerinin de pazar kaybetmesini en önemli sebep olarak her fırsatta söyledik. Bu nedenle kaliteli imalat ve merdiven altı üretimlerin de mümkün olduğu kadar azaltılması, ihracat adetlerinin de artmasını sağlayacak.

2012 için ise inşallah yeni bir kriz olmaz diyoruz. Eğer yeni kriz beklentisi gerçekleşirse, 2012 yılı hem genel ekonomi hem de sektörümüz ciddi darbe alır ve az önce belirttiğim satış rakamlarına ulaşamaz. Ekonomi yönetimimizin gerekli tüm tedbirleri alması memnuniyet verici fakat yine de 2012 yılındaki satışların 2011 satış adetlerine ulaşamayacağını değerlendiriyoruz.

ADR'Lİ TREYLER SATIŞILARI ARTACAK

2012 yılında, ihracat adetlerinin belki biraz daha iyi olmasını beklememizin sebebi, sektörümüzün, uluslararası pazarlarda rekabet düzeyinin oldukça iyi durumda olmasından kaynaklanıyor. Esnek üretim yapabiliyor ve bazı ürünleri daha ucuza imal edebiliyoruz. Bu nedenledir ki krizden önce, bazı Avrupalı treyler üreticileri, Türkiye'de yatırım yapmaya başlamışlardı. Krizin etkileri ortadan kalktıktan sonra, yine, Avrupalı ve belki de Kuzey Amerikalı bazı üreticilerin, Türkiye'de yatırım yapabileceklerini düşünüyoruz.

Ayrıca, sektörümüzün en önemli konularından biri olan ADR konusunda, çeşitli bakanlıklar ile yaptığımız temaslar neticesinde, ADR ile ilgili çalışmaların hızlandığını görüyoruz. ADR tam olarak devreye girdiğinde, ADR'li treylerlerin satışlarının artacağı aşikar. Böylelikle ADR'li treylerlerin satışının artışı, hem sektördeki satışları artıracak hem de tehlikeli maddelerin güvenle taşınmasında çok önemli bir gelişme kaydedilmiş olacak."