Avrupa Birliği’nin gündemindeki Made in EU düzenlemesi, Türkiye otomotiv sanayisinin Avrupa pazarındaki geleceğini yakından ilgilendiriyor.
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, Emre Özpeynirci’nin sunduğu Oto Ekonomi programında düzenlemenin olası etkilerini değerlendirdi.
Türkiye’nin kapsam dışında kalma ihtimalinin hem araç üreticilerini hem de tedarik sanayisini etkileyebileceğini belirten Eroldu, mevcut üretim altyapısının korunması, iç pazarın büyütülmesi ve yeni ihracat pazarlarına yönelmenin önemine dikkat çekti.
“Made in EU tüm araçları kapsamıyor”
Made in EU düzenlemesinin kapsamına ilişkin kamuoyunda yanlış anlaşılmalar bulunduğunu belirten Eroldu, taslağın bütün otomobilleri kapsamadığını vurguladı.
“Burada Avrupa Birliği yalnızca şarj edilebilir hibrit araçlar (plug-in) ve elektrikli araçları kapsayan bir yasa tasarısı hazırlıyor. Dolayısıyla bütün araçları kapsamıyor” diyen Eroldu, düzenlemenin kamu alımları ve kamu teşvikleriyle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Eroldu, “Yani aslında bütün otomotiv sanayi demek değil bu. Tüm kafa karışıklığı biraz oradan” sözleriyle düzenlemenin kapsamının doğru anlaşılması gerektiğini belirtti.
Mevcut taslakta içten yanmalı motorlu konvansiyonel araçların ve mild hibrit modellerin kapsam dışında kaldığını kaydeden Eroldu, düzenlemenin en erken 2028’de devreye girmesinin öngörüldüğünü söyledi. Avrupa’daki emisyon kurallarına ilişkin esneme tartışmalarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Eroldu, “Yasanın bütün sektörü etkilemesi ve elektrikliliğe dönüşüm süreçleri bizim gördüğümüz kadarıyla 2035 sonrasına giden bir konu” değerlendirmesinde bulundu.
Almanya ve Fransa’nın taslağında Türkiye belirsizliği
Türkiye açısından en kritik konulardan birinin Made in EU tanımına dahil edilip edilmeyeceği olduğunu belirten Eroldu, Almanya ve Fransa hükümetlerinin ortak pozisyon belgesinin Türkiye için olumsuz sinyaller içerdiğini söyledi.
Eroldu, “Bu belgeden gördüğümüz kadarıyla, maalesef beklentilerimizin ve çabalarımızın dışında Türkiye Avrupa Birliği tanımının dışında tutuluyor” dedi.
Eroldu’nun aktardığı taslakta, şarj edilebilir hibrit ve tamamen elektrikli araçların Avrupa Birliği sınırları içinde üretilmesi şartı öngörülüyor. Ayrıca batarya hariç araç maliyetinin yüzde 70’ini oluşturan kalemlerin Avrupa Birliği içinden karşılanması şartının gündemde olduğu belirtiliyor.
Taslakta üreticilere belirli bir esneklik de tanındığını anlatan Eroldu, Avrupa’da 100 birim araç satan bir üreticinin, koşulları karşılayan 80 birim aracın yanında şartlara uymayan 20 birim aracı da satabilmesinin öngörüldüğünü ifade etti.
Bununla birlikte Eroldu, sürecin henüz tamamlanmadığını vurgulayarak, “Sonuçta bu nihai bir karar değil; Fransa ve Almanya’nın sunduğu ve parlamentoda oylanacak bir taslak” dedi. Fransa ve Almanya’nın yanı sıra İspanya ve İtalya’nın da taslağa destek verdiğine ilişkin işaretler bulunduğunu belirten Eroldu, “Bu sonuçlarla Made in Europe tanımının içinde olmayacağız gibi gözüküyor” değerlendirmesini yaptı.
Eroldu, nihai çerçevenin Avrupa Parlamentosu’ndaki süreç sonunda netleşeceğini kaydetti.
“Otomotiv ihracatının yüzde 80’i Avrupa’ya gidiyor”
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile otomotiv alanındaki güçlü entegrasyonu, düzenlemenin olası etkilerini daha önemli hale getiriyor. Eroldu, Türkiye’nin yılda 1 milyonun üzerinde araç ihraç ettiğini ve bunun yaklaşık 800 bininin Avrupa pazarına gittiğini belirtti.
“Türkiye, AB ile çok entegre bir otomotiv sanayine sahip ve AB bizim en büyük pazarımız” diyen Eroldu, sektörün yalnızca ana sanayi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Eroldu’nun paylaştığı verilere göre, otomotiv sektörünün ilk dokuz aylık ihracatı 31 milyar dolara ulaştı. Bunun 19 milyar doları ana sanayiden, 12 milyar doları ise tedarik sanayisinden geldi. Tedarik sanayisinin ihracatının yüzde 65’inin Avrupa Birliği’ne yönelik olduğunu belirten Eroldu, düzenlemenin etkilerinin geniş bir üretim ağına yayılabileceğine dikkat çekti.
“Tedarik sanayisi için rekabet daha da zorlaşabilir”
Made in EU düzenlemesinin tedarik sanayisi açısından önemli riskler barındırdığını belirten Eroldu, ana sanayi için öngörülen yüzde 80/20 esneklik mekanizmasının tedarikçiler açısından aynı şekilde bulunmadığını söyledi.
Eroldu, Türk otomotiv sanayisinin Avrupa’nın rekabet gücüne katkısını şu sözlerle anlattı:
“Avrupa’nın rekabetçiliği de Türk otomotiv sanayisinden geliyor. Bu durum Avrupa’nın da rekabetçiliğini olumsuz etkileyecek.”
Tedarikçilerin yüzde 70’lik maliyet şartı nedeniyle daha sınırlı bir alanda rekabet etmek zorunda kalabileceğini belirten Eroldu, “Araçta bir direksiyon bile yapsanız yüzde 70 yerlilik kuralı nedeniyle Türk yan sanayicilerinin Çinli, Hindistanlı, Faslı, Mısırlı rakiplerle kalan yüzde 30’luk pay için çok büyük bir mücadeleye girmesi gerekecek. Bu çok zor olacak” dedi.
Türkiye’nin kapsam dışında kalmasına ilişkin beklentisini de dile getiren Eroldu, “Bizim beklentimiz ‘Yanlış hesap Bağdat’tan döner’ misali bu karardan geri dönülmesidir. Çünkü Türkiye’siz bir Avrupa Birliği rekabetçi olamaz” ifadelerini kullandı.
“İhracat kombinasyonunu iç piyasaya çevirmemiz lazım”
Türkiye’nin yaklaşık 2,5 milyon araçlık üretim kapasitesine sahip olduğunu hatırlatan Eroldu, Avrupa pazarında yaşanabilecek olası daralmanın üretim ve satış stratejisinde değişimi gündeme getirebileceğini söyledi.
“Sanayimizin yüzde 80’ini Avrupa’ya satıyoruz, 2,5 milyona yakın üretim kapasitemiz var. Türkiye pazarında ise yüksek vergiler var” diyen Eroldu, bu koşullarda iç pazarın öneminin artacağını belirtti.
Eroldu, sektörün olası risklere karşı nasıl bir yol izlemesi gerektiğini şu sözlerle açıkladı:
“Bu şartlarda Türk otomotiv sanayisinde konsantrasyonun iç piyasaya doğru yönelmesi kaçınılmaz olacak. İhracat kombinasyonunu bir miktar iç piyasaya çevirmemiz lazım.”
İç pazara yönelmenin yalnızca üreticilerin alacağı ticari kararlarla sınırlı kalamayacağını belirten Eroldu, kamunun da yerli üretimi destekleyen adımlar atması gerektiğini söyledi. “Kamunun ve devlet yönetimi mekanizmalarının yerli satışları destekleyen adımlar atmasını beklemek gerekir” diyen Eroldu, ilgili bakanlıkların otomotiv sanayisinin öneminin farkında olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte Eroldu, Avrupa’ya ihracatın bir anda kesilmesinin söz konusu olmadığını, sektörün dönüşüm için zamana sahip olduğunu belirtti:
“İhracat bir anda kesilmeyecek, belli bir zaman alacak. O arada kendi içimizde bu dönüşümü yapmamız gerek.”
Türkiye elektrikli araç üretiminde geri kalmayacak
Türkiye’nin yalnızca içten yanmalı motorlu araçların üretildiği bir ülkeye dönüşeceği yönündeki kaygılara da değinen Eroldu, sanayinin farklı teknolojilere uyum sağlayabilecek kapasitede olduğunu söyledi.
“Kamuoyunda ‘Türkiye yalnız içten yanmalı araçların yapılacağı bir ülke mi olacak?’ kaygısı var. Böyle bir şey yok; Türk otomotiv sanayii her türlü enerjiyle çalışan ürünü üretebilecek kapasiteye sahiptir” diyen Eroldu, Türkiye’nin elektrikli ve hibrit araç üretimindeki yetkinliğine dikkat çekti.
Hyundai, Toyota, Ford, Togg ve Tofaş gibi üreticilerle Türkiye’de elektrikli, hibrit ve ticari araç üretimi konusunda bilgi birikimi bulunduğunu belirten Eroldu, “Talep olduğu takdirde üretimin tamamını elektrikliliğe dönüştürebiliriz” dedi.
Eroldu, elektrikli araçlara geçişte farklı enerji türlerine uyum sağlayabilmenin önemini vurgularken, Türkiye’nin mevcut üretim yetkinliğini koruması ve yeni teknolojilere yatırım yapması gerektiğini ifade etti.
“Kapasite kullanımında hedef yüzde 75-80”
Eroldu’ya göre sektörün önceliği, yalnızca mevcut üretimi korumak değil, Türkiye’nin teknolojik yetkinliğini de artırmak olmalı.
“Türkiye’nin yalnızca montaj yapan tesislere ihtiyacı yok; AR-GE getiren, yetkinlik artıran yatırımlara ihtiyacı var” diyen Eroldu, Çinli üreticilerin öncü olduğu teknolojilerin Türkiye’ye çekilmesinin önemine dikkat çekti.
OSD üyelerinin yeni yatırımları devreye girdikçe kapasite kullanım oranının yüzde 75-80 seviyelerine çıkmasını beklediklerini belirten Eroldu, yerlilik oranının da yeni yatırımlarla bir yıl içinde yüzde 50 seviyelerine yaklaşabileceğini söyledi.
Eroldu, iç pazarı büyütmenin sektörün temel önceliklerinden biri olduğunu şu sözlerle vurguladı:
“Bizim A planımız iç pazarı büyütmek ve yerli oyuncuların daha fazla pay almasını sağlamaktır.”
İç pazarın büyümesi için farklı teşvik ve destek araçlarının değerlendirilebileceğini belirten Eroldu, sektörün üretim gücünü koruyacak politikaların önemine işaret etti.
“Afrika ve Orta Doğu’da pazar payı artırılacak”
Avrupa pazarındaki olası risklere karşı ihracatın çeşitlendirilmesi de sektörün gündeminde. Eroldu, Afrika ve Orta Doğu gibi pazarlarda Türkiye’nin payını artırmayı hedeflediklerini belirtti.
Eroldu, “Afrika ve Orta Doğu gibi yüzde 10 seviyelerinde olan pazarlarımızı yüzde 20-30’lara çıkararak pazar çeşitlendirmesi yapacağız” dedi.
Made in EU düzenlemesinin nihai biçimi henüz kesinleşmiş değil. Ancak OSD Başkanı’nın açıklamaları, Türk otomotiv sanayisinin önündeki yol haritasında üç başlığın öne çıktığını gösteriyor: Avrupa pazarındaki konumun korunması, iç pazarda yerli üreticilerin payının artırılması ve alternatif ihracat pazarlarının büyütülmesi.

